Burnham'ın dış politikası: devam eden bir çalışma
Başbakan Andy Burnham içişlerine odaklansa da, küresel istikrarsızlık döneminde Birleşik Krallık'ın dünyadaki yerini tanımlaması gerekecek.

The Guardian'ın editör kadrosu, Başbakan Andy Burnham'ın dış politikasının şu ana kadar selefi Sir Keir Starmer'ın çizgisinden önemli bir sapma göstermediğini belirtiyor. AB ile ilişkilerde tek pazar ve gümrük birliği üyeliğine dair kırmızı çizgiler korunurken, Washington ile ilişkilerde de daha soğukkanlı ve pragmatik bir ton benimsendiği ifade ediliyor. Yeni Dışişleri Bakanı Ed Miliband'ın Amerikalı mevkidaşı Marco Rubio ile iyi bir diyalog başlattığı aktarılıyor.
Birleşik Krallık'ın savunma ve güvenlik alanlarındaki yoğun entegrasyonunun, başbakanların Beyaz Saray ile bağ kurmaya yatırım yapmasını zorunlu kıldığına dikkat çekiliyor. Ukrayna'ya destek politikasının da son dönemdeki hükümet değişikliklerine rağmen sürdüğü vurgulanıyor. Borçlu olunan bu tutarlılığın Boris Johnson dönemine kadar uzandığı belirtiliyor.
AB ile ilişkilerdeki süreklilik
Avrupalı komşularla işlevsel ilişkileri yeniden kurma sürecinin 2024 genel seçimlerinden önce başladığını hatırlatan Guardian, Rishi Sunak'ın Kuzey İrlanda için Windsor çerçevesini müzakere ettiğini ve işletmeler için belirsizlik yaratan yasayı geri çektiğini belirtiyor. Bu adımı atan dönemin Ticaret Bakanı Kemi Badenoch'un, Avrupa karşıtı tutumuyla bilinen partisinde pragmatik bir tercih yaptığı ancak bu kararını liderlik yarışında öne çıkarmadığı aktarılıyor.
Muhafazakâr Parti'nin iktidar yükünden kurtulduktan sonra Avrupa konusunda ideolojik bir konfor alanına çekildiği ve Brexit'in başarısını kabul etmekten kaçındığı ifade ediliyor. Starmer'ın ekonomik sorunları Brexit'in şartlarına bağlamada zamanla daha cesur hale geldiği ancak bu değişimin büyük ölçüde söylemsel kaldığı, çünkü seçim manifestosundaki taahhütlerin kapsamlı bir rota değişikliğine izin vermediği belirtiliyor. Burnham'ın da bu kısıtlamayı devraldığı aktarılıyor.
Öncelik iç politika
Burnham'ın Johnson'ın sert Brexit'inin parametrelerini kabul ettiğini ve Washington'a güvenlik bağımlılığını onayladığını belirten editör yazısı, başbakanın dış politikada yenilik yapmak için fazla alanı olmadığını ve zaten dış ilişkilerden çok seçmenleri doğrudan ilgilendiren iç meselelere odaklandığını kaydediyor.
Bu odaklanmanın, seçmenleri ikna etmeye çalışan yeni bir lider için rasyonel bir öncelik olduğu vurgulanıyor. Ancak küresel istikrarsızlığın dinme belirtisi göstermediği, bu durumun kaçınılmaz olarak uluslararası bir krizi Burnham'ın gündemine taşıyacağı ifade ediliyor. Küresel çatışmaların, özellikle ekonomik rüzgârları harekete geçirdiğinde, iç politikada hızla harekete geçme baskısına dönüştüğü belirtiliyor. Başbakanın yakın çevresindeki kitlelerle bağ kurma konusundaki yeteneğinin, iç gündemi tutarlı bir dünya stratejisine bağlayamazsa zayıflayacağı kaydediliyor.
Yazı, Burnham'ın dış politika notunun 'devam eden bir çalışma' olduğu ve henüz başarısını kanıtlama fırsatı bulamadığı sonucunu çıkarıyor.
Bu haber The Guardian UK kaynağındaki bilgiler derlenerek İngiltere Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Macaristan'da Orbán sonrası dönüşüm hız kazandı
Başbakan Péter Magyar'ın ilk üç ayı, yolsuzluk mirasına karşı dönüştürücü bir programla geçti; Brüksel'de 10 milyar avroluk fonun serbest bırakılması bekleniyor.

İskoçya'da belediye meclisi üyesi hakkındaki soruşturma sonrası partiye yeniden alındı
Kuzey Lanarkshire Konseyi'nde SNP grubunun lideri Tracy Carragher'ın askıya alınması, bağımsız soruşturmanın ardından kaldırıldı ve partiye yeniden kabul edildi.

İngiltere'de belediye başkanlarına planlama kararlarını veto yetkisi
İngiltere'de belediye başkanları, yerel konseylerin bazı planlama kararlarını veto edebilecek. Yeni yetkiler 13 bölgeyi kapsıyor.

Badenoch: Reform'a geçenler en dürüst olmayan kişiler
Muhafazakar Parti lideri Kemi Badenoch, Reform UK'ye geçen eski milletvekillerini 'hayatımda tanıdığım en dürüst olmayan kişiler' olarak nitelendirdi ve partiyle koalisyon yapmayacağını yineledi.