Lampard Coventry'de yenilgiyle baş etmeyi öğreniyor
Premier Lig'e yeni çıkan Coventry, ilk dört maçını kaybetti. Tony Pulis, teknik direktör Frank Lampard'ın yenilgilerle nasıl baş etmesi gerektiğini anlattı.

Premier Lig'de yeni terfi eden bir takımı çalıştırmak son derece zorlu bir iş. Coventry'de teknik direktör Frank Lampard da bunu yaşıyor. İngiltere'nin en üst futbol ligi, takımınızın karşılaştığı oyuncuların teknik kapasitesinin yanı sıra fiziksel gücüyle de Championship'ten (İngiltere ikinci ligi) her sezon biraz daha ayrışıyor.
Benzer bir durumu Stoke City'de yaşadım. Her maça akıllıca hazırlanmak, rakibi ayrı ayrı analiz etmek gerekiyor; çünkü takımın hem topa sahipken hem de top rakipteyken düzenli olması şart. Premier Lig takımları kontra atakta çok etkili, bu yüzden hücum ederken arkada sağlam durmak hayati önem taşıyor.
Ancak Frank'in durumundaki teknik direktörlere asıl tavsiyem kendilerini ve zamanlarını yönetmeleri olur. Moralinizi yüksek tutmalısınız; çünkü Coventry gibi kötü seriler kaçınılmazdır ve bu tür dönemler insanın moralini bozar.
Coventry'nin başlangıcı ve ligin gerçekleri
Lampard'ın Coventry'si bu sezon oynadığı dört Premier Lig maçını da kaybetti. Geçen sezon Championship'te 46 maçın yalnızca yedisini kaybetmişlerdi. Hangi takımla oynarsanız oynayın, hele Brighton karşısındaki gibi ağır bir yenilgi alırsanız bu sizi derinden etkiler. Bu, her teknik direktör için aynıdır. Frank için de evinde Hull veya Brighton'a, ya da Arsenal ve Manchester City'ye kaybetmek acı verir.
Ancak bundan sonrasını belirleyen şey, bu yenilgilerle nasıl başa çıktığıdır. Genç bir grubun lideri olarak ağır bir yenilginin ardından pazartesi sabahı bitkin ve boş görünemezsiniz. İçinizde acı olsa ve gururunuz zedelense de kulüpteki herkes sizin tepkinizi bekler ve ona göre davranır. Antrenman sahasına karanlık bir ruh haliyle girmek işe yaramaz.
Ben de teknik direktör olarak bu durumu çok yaşadım. Yapmanız gereken göğsünüzü germek, herkesi yeniden rayına sokmak ve bir sonraki maça odaklanarak daha çok çalışmalarını sağlamaktır. İyi liderlerin yaptığı budur. Bu zaman zaman yorucudur; bu yüzden zamanınızı yönetmek ve çözebileceğiniz sorunlara öncelik vermek çok önemlidir.
Stoke'u 2008'de Premier Lig'e çıkardığımda işi yaparak öğreniyordum. İyi başlamadık; kolları sıvayıp elimdeki kadroyla sonuç almaya odaklandım. Ocak ayında transfer dönemi açıldığında Tottenham'la Matty Etherington için görüşüyorduk; kanattan orta ve pozisyon üretmesi gerekiyordu. Daha fazla gole de ihtiyacımız vardı, bu yüzden Sheffield United'dan James Beattie'yi aldım. Championship takımıydı ama üst ligde gol atma geçmişi vardı. İkisi de ligde kalmamızda önemli rol oynadı.
Coventry henüz gol atamadı. Dışarıdan bakanlar hücum bölgesini sorun olarak görebilir; genelde santrforun, kanat oyuncusunun ya da 10 numaranın gol atması beklenir. Ama sorumluluk herkese düşer. Geçen sezon da yazdığım gibi, doğru savunmanın önemi de unutulmamalı. Ortalamada gol yememek, gol atmaktan daha fazla puan getirir; oyuncularıma her zaman bunu vurguladım.
Coventry bu sezon puan alamayan tek Premier Lig takımı. Tottenham ise ligde henüz gol atamayan diğer ekip.
Yenilgiden ders çıkarmak
Stoke'la ilk ev maçımızda Aston Villa'yı yenmiştik ama terfi sonrası ilk yedi lig maçındaki tek galibiyetimiz buydu. O dönemden en çok hatırladığım şey şu: Hull bizimle birlikte yükselmişti ve yedi maç sonunda Newcastle, Arsenal ve Tottenham'da kazanıp ilk beşe girmişti; biz ise sondan üçüncü ya da dördüncüydük.
Başkanım Peter Coates'le yemek yerken Hull'un harika başladığını söyledi. Ben de sizi geçeceğimize bahse girerim dedim ve öyle de oldu. Bunu düşünmemin nedeni takımın ve taraftarın zihniyetiydi. Oyuncularımın dizlerinin çözülmeyeceğine güveniyordum; kadroda gereken birliktelik zaten vardı, taraftar desteği de muazzamdı ve evimizde bize çok yardımcı oldu.
Steve Coppell bana, bir takımı Premier Lig'e çıkardığınızda çok maç kaybedeceğiniz gerçeğiyle yüzleşmeniz gerektiğini söylemişti. Championship'te hafta hafta kazanmaktan, yenilgi üstüne yenilgiyle uğraşmaya geçmek çok alışılmadık bir durum. Steve, beş-altı maç kazanamasak bile sonraki dönemde iki-üç maç kazanırsak tabloda hızla yükseleceğimizi söyledi. Ama bunu kafada oturtmak zor; terfi kadrosundaki oyuncular için de öyle. Coventry geçen sezon Championship'te açık ara zirvedeydi, yani bu geçiş onlar için özellikle sert olabilir.
Hull ise dışarıdan kimsenin olası görmediği bir terfiyi başardı ve sezona hızlı girdi. Şu an üçüncü sıradalar; mayıs sonunda 17. olurlarsa bu başarılı bir sezon sayılır. Önümüzdeki haftalarda Hull ve Ipswich'in durumunu da yakından takip edeceğim. Gary O'Neil Portman Road'da zorlu ama keyif alacağı bir işe girdi; ona Portsmouth'ta 1999'da Championship'te ilk profesyonel maçını verdim. Ipswich büyük bir kulüp ve umarım iki takım da başarılı olur.
Bu sezon Premier Lig'de dokuz yeni teknik direktör var. Manchester City'de Enzo Maresca, Chelsea'de Xabi Alonso, Liverpool'da Andoni Iraola, Nottingham Forest'ta Oliver Glasner gibi isimler görev yapıyor. Bournemouth, Newcastle ve Crystal Palace'ta ise Premier Lig deneyimi olmayan teknik direktörler var. Fulham'daki Alvaro Arbeloa da yeni bir sınav. Sezon ilerledikçe bu kulüpleri yakından izleyeceğim. Tony Pulis bu görüşleri BBC Sport'tan Chris Bevan'a anlattı.
Bu haber BBC News (genel) kaynağındaki bilgiler derlenerek İngiltere Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Celtic'in Rangers yenilgisi sonrası dört kritik gün
Celtic, Rangers'a 3-0 yenildiği kupa maçının ardından ligde aynı rakibiyle karşılaşacak. Taraftarların bir bölümü takımın büyük maç performansını sorguluyor.

ABD'li futbolcu DeMelo saha kalp krizi için dava açtı
ABD kadın milli takım oyuncusu Savannah DeMelo, geçen yıl saha ortasında kalp krizi geçirmesinin ardından hastane ve iki doktora dava açtı.

Osborne St Leger'i kazanan ilk kadın jokey oldu
24 yaşındaki Saffie Osborne, Doncaster'da düzenlenen St Leger yarışını kazanarak İngiliz at yarışı tarihinde bir Classic kazanan ilk kadın jokey oldu.

İsrail'in genç yıldızları: 7 Ekim sonrası futbol ve siyaset
İsrail 20 Yaş Altı Dünya Kupası'nda yarı final oynayarak bir 'altın jenerasyon' umudu doğurdu; ancak 7 Ekim'deki Hamas saldırısıyla her şey değişti.