Channel 4'ün 'The Experiment' dizisi Nazizm'i gündeme getirdi
Channel 4'ün tartışmalı sosyal deneyi, engellilere yönelik Nazi ideolojisinin Britanya'da ne kadar kabul gördüğünü saklı kameralarla test ediyor.

Channel 4'ün yayınladığı “The Experiment” adlı sosyal deney programı, Britanya kamuoyunun engellilere yönelik Nazi ideolojisine ne kadar açık olduğunu test ediyor. Program, engelliler için kurulan sahte bir bakım evinde geçiyor ve katılımcılar burayı gezerken gerçekte her şeyin bir tuzak olduğundan habersiz.
Programın sunucuları Mat Fraser ve Sophie Morgan, artan yardım karşıtı söylemler ve engellilere yönelik ayrımcı dil karşısında, engelli topluluğunun dünya genelinde yeniden “finansal yük” olarak gösterildiğinden endişe ediyor. İkili, Britanya halkının engellilerin “tasarruf sağlayan” ayrı kurumlarda yaşaması ve düşük vasıflı işlerde çalışması gerektiğine ikna edilip edilemeyeceğini sorguluyor.
Sahte bakım evi ve Nazi propagandası
Programda “Segrilife” adlı sahte bakım evi, halktan katılımcılara gezdiriliyor. Gerçekte buradaki tüm “sakinler” engelli aktörlerden oluşuyor. Yapay zeka ile hazırlanmış şirket filmleri ve afişler, dönemin ruhunu yansıtacak şekilde tasarlanmış. Fraser ve Morgan, olayları başka bir odadaki monitörlerden izliyor.
Gezinin her bölümü, Nazi ideolojisinin farklı bir parçasına dayanıyor ve çoğu günümüzdeki bazı fikirlerle ürkütücü biçimde örtüşüyor. İlk olarak katılımcılara “atölye” gösteriliyor. Burada engelliler, tekerlekli sandalyelerinde boncukları ipe dizerek harçlık kazanıyor. “Pazarlamacıydım. Şimdi neden bu odada olduğumu bilmiyorum” diyen Sonia adlı karakter, monoton bir şekilde boncuk dizmeye devam ediyor.
Ardından “yuva” adı verilen yatakhane gezdiriliyor. Sıra sıra dizilmiş yıpranmış yataklar ve duvarlara yerleştirilmiş kameralar var. Gruptaki bir kadın, “Burası güvenli. Tanıştığımız insanların ihtiyacı olan da bu” diyerek onaylıyor.
Duvarlarda 1930'ların faşist kavramlarını günümüzün parlak yüzüyle yeniden paketleyen afişler asılı. Engelli bir kişinin bakım paketinin fiyatı, gülümseyen fotoğrafının yanında büyük harflerle yazılmış. “Normal yaşam herkes için değildir” gibi sloganlar dikkat çekiyor.
Programın en rahatsız edici anlarından biri, üç izleyici ve bir yöneticinin (aktör), aynı odada sessizce oturan genç engelli bir kadının “maliyeti”ni tartışması. Bir iPad'de devletin onu kuruma yerleştirerek elde ettiği “tasarruf” parlıyor.
İzleyici, birinin —herhangi birinin— itiraz etmesini bekliyor. Bu bekleme uzun sürüyor. Endişe gösteren birkaç kadın olsa da, gördükleri karşısında tepkiler oldukça sakin. Sonunda bir adam “Bu dünyada cehennem” dediğinde, sevinmeli mi üzülmeli mi bilinmiyor.
Tarihsel arka plan: Aktion T4
Sahneler arasına, Nazilerin engellileri sistematik olarak ayırma ve öldürme programı olan “Aktion T4”ün acıklı tarihi serpiştirilmiş. Fraser ve Morgan, 1939'dan itibaren on binlerce engellinin gaz odalarında sözde “merhamet ölümü”ne maruz bırakıldığı altı tesisten biri olan Avusturya'daki Hartheim Kalesi'ni ziyaret ediyor. Fraser'ın bu sırada görünür şekilde üzüldüğü fark ediliyor.
Programın sonunda katılımcılar gerçeği öğreniyor ve bir şeyler öğrendiklerini gösteren tepkiler veriyor. Ancak yaşananlar unutulmuyor: Katılımcıların çoğu, engellilere insan altı muamele edilmesinin oldukça akılcı olduğuna kolayca ikna oluyor. Bazıları bunu vergi mükelleflerinin yüküne bağlıyor, bazıları ise kurumlaştırmanın engellilerin kendi yararına olduğunu söylüyor. Bir kadın, “inanılmaz” bir şekilde onlara bakıldığını ve “meşgul tutulduklarını” belirtiyor.
Program, engellilere yönelik önyargının her zaman şiddet veya zulüm içermediğini gösteriyor. Çoğu zaman bu, engellilerin diğer insanlardan farklı, daha az karmaşık, daha çocuksu ve daha değersiz olduğuna dair neredeyse iyi niyetli bir inançtan kaynaklanıyor. Morgan, monitörlerden olanları izlerken parmaklarının arasından bakmak zorunda kalıyor. İzleyicilerin de aynı şeyi yapması mazur görülebilir. Ancak bu tutumların hâlâ var olduğunu kabul etmek, toplumu bunlardan arındırmanın tek yolu olabilir.
Bu haber The Guardian UK kaynağındaki bilgiler derlenerek İngiltere Haber tarafından Türkçe hazırlanmıştır.
İlgili Haberler

Birleşik Krallık 2029 Kültür Şehri için dört aday belli oldu
Blackpool, Milton Keynes, Sheffield ve Wrexham, 2029 Birleşik Krallık Kültür Şehri unvanı için kısa listeye kaldı. Kazanan mayıs ayında açıklanacak.

Ellie & Natasia ikinci sezonla geri döndü
BBC'nin skeç komedisi Ellie & Natasia, dört yıl aranın ardından üç yarım saatlik bölümle dönüyor; İnternet Nails ve Dubai çikolatası skeçleri dikkat çekiyor.

Glastonbury otobüs biletlerinde idari hata: fazla bilet satıldı
Glastonbury Festivali'ne otobüs paketi biletlerinde idari hata nedeniyle fazla satış yapıldı. Etkilenenlerin biletleri iptal edilmeyecek, normal giriş biletine dönüştürülecek.

Hastings sakinleri Bayeux İşlemesi biletlerinde sorun bildirdi
Hastings ve çevresinde yaşayanlar, British Museum'un öncelikli bilet sözüne rağmen bilet almakta ciddi zorluk yaşadıklarını belirtti.